T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIİstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı(Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
E-97895701-140.04.01[2022/1789]-4664
02.01.2023
Konu
:
Finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhinde harç istisnası
TAPU MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgide kayıtlı yazınız eki özelge talep formunun incelenmesinden, …/5/2022 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin (…) maddesi kapsamında borçlunun bankaya olan borçlarının tasfiyesi amacı ile düzenlenen ve söz konusu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası niteliğinde olan …/5/2022 tarih ve ……….. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin tapu kütüğüne şerhi işleminin 5411 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi gereğince harçtan istisna olup olmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu; Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin “I-Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün 12 nci maddesinde, satış vaadi sözleşmeleri ile irtifak hakkı tesisi vaadi sözleşmelerinin tapu siciline şerhinde, sözleşmede yazılı bedel üzerinden (Bu bedel, sözleşmeye konu gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az, emlak vergisi değerinin iki katından çok olamaz), bedelsiz olanlarda emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç aranılacağı hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 123 üncü maddesinde de, “Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununa 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 17 nci maddesi ile 19/7/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere eklenen geçici 32 nci maddenin birinci fıkrasında, Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri ve finansman şirketleri ile bu maddede tanımlanan diğer finansal kuruluşlarla kredi ilişkisinde bulunan ve Kurum tarafından çıkarılan yönetmeliğe göre hazırlanan Çerçeve Anlaşmalarda belirlenen borçluların, bu kuruluşlar tarafından kullandırılmış olan kredilere ilişkin olarak alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkân verilmesini sağlamak amacıyla, dahil oldukları risk grubundaki diğer borçlularla bir bütün olarak veya kısmen yeniden yapılandırmaya tabi tutulabileceği, bu madde uyarınca yapılacak finansal yeniden yapılandırmalara ilişkin usul ve esasların Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmelik hükümleri çerçevesinde hazırlanan Çerçeve Anlaşmalar ile belirleneceği, bu madde hükümlerinin bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki yıl süreyle uygulanacağı, bu süreyi iki yıl daha uzatmaya Cumhurbaşkanının yetkili olduğu; yedinci fıkrasında, bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemlerin 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) müstesna olduğu, bu fıkrada yer alan istisnaların, alacaklı kuruluşların Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmeler kapsamındaki işlemleri dolayısıyla doğrudan veya dolaylı edindikleri varlıkları ve teminatları, alacaklı kuruluşların kendi aralarında veya borçluya devri hariç, elden çıkardıkları hâllerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu maddenin uygulama süresi 15/7/2021 tarih ve 31542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4299 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile iki yıl uzatılmıştır.
Öte yandan, özelge talep formu ekinde yer alan …/5/2022 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin incelenmesinden, sözleşmenin alacaklı ……………. A.Ş. ile borçlu …………. ve İnş. San. Tic. A.Ş., müteselsil kefiller (……………..) ve ipotek borçluları (………………) arasında imzalandığı, sözleşmenin “7. Yapılandırma Şartları” başlıklı bölümünün (7.2) maddesinde, 31/3/2023 tarihine kadar tablo 2’de belirtilen taşınmazların haricen satılamaması halinde, borçlunun sözleşmenin 4 üncü maddesinde tespit ve kabul edilen borçların ödenmesi amacı ile tablo 2’de belirtilen ipotekli taşınmazların tamamını yahut satılamamış olanlarını ifa yerine edim olmak üzere sözleşmenin (7.3.) maddesinde belirlenecek tutarlar üzerinden borçlunun sözleşmenin 4 üncü maddesi ile tespit edilen borcunu karşılayacak kadar taşınmazı alacaklı kuruluşun alacağına mahsuben 31/3/2023 tarihine kadar her türlü tedbirden, rehinden, şerhten, beyandan, hacizlerden, kira, ön alım, alım, vefa, inşaat hakkı ve benzeri dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere taşınmaz mülkiyetini sınırlayan her türlü takyidattan ari olarak İpotek Borçluları tarafından taşınmazların mülkiyetinin alacaklı kuruluşa devredileceği, bahse konu devir işlemlerinin koşullarının belirlenmesi için sözleşmenin Türk Borçlar Kanununun 237 nci maddesi ile belirlenen şartlara uygun olarak noter huzurunda Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi/Sözleşmeleri akdedileceği, satış vaadinin en geç FYYS’nin akdedildiği tarihten itibaren 3 gün içinde akdedileceği, akdedilen satış vaadinin ayrıca tablo 2’de yazılı ipotekli taşınmazların bulunduğu tapulara şerh edileceği, Satış Vaadi Sözleşmesinin/sözleşmelerinin akdedilmesinin FYYS’nin ön şartı olduğu, borçlunun, müteselsil kefillerin ve ipotek borçlularının bahse konu Satış Vaadi işlemleri sırasında ödenecek/ödenmesi gerekecek her türlü vergi, resim, harç, gider, belediye gideri vb. tutarların tamamından sorumlu olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettikleri hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, ………… 48. Noterliğinde satıcı ………… ve alıcı ……….. A.Ş. arasında düzenlenen …./5/2022 tarih ve ………. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin “Sözleşmenin Konusu” başlıklı 2 nci maddesinde, “Satıcı tarafından, aşağıdaki Tablo 1’de belirtilen taşınmazın (bundan sonra taşınmaz olarak anılacaktır) …./5/2022 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (bundan sonra FYYS olarak anılacaktır) kapsamında …………… ve İnşaat San. Tic. A.Ş.’nin (bundan sonra Borçlu olarak anılacaktır) Banka’ya olan borçlarının tasfiyesi amacı ile rızaen Sözleşme’de belirtilen şart ve koşullara uygun olarak; Alıcıya’ya satış vaadini, satış vaadine ilişkin ödeme şartlarını, teslimini, mülkiyetin devrine ilişkin şart ve koşullar ile tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir.” ifadeleri yer almaktadır.
Bu itibarla, ……….. A.Ş. ile borçlu …………… ve İnş. San. Tic. A.Ş., müteselsil kefiller ve ipotek borçluları arasında …./5/2022 tarihinde imzalanan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi kapsamında yapıldığı anlaşılan …./5/2022 tarih ve …………. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin tapuya şerhi işleminin 5411 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi kapsamında harçtan istisna tutulması gerekmektedir.
T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIŞanlıurfa Vergi Dairesi BaşkanlığıGelir Kanunları Grup Müdürlüğü
Sayı
:
E-64958909-120-28862
19.04.2024
Konu
:
Belediye meclis üyelerine ve encümen üyelerine her ay ödenen huzur hakkı ücretlerinin gelir vergisinden istisna edilmesi
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Belediye Başkanlığınız bünyesinde her ay yapılan olağan meclis toplantılarına ve ihtisas komisyonlarına katılan meclis üyelerine, 5393 sayılı Belediye Kanunu gereğince huzur hakkı ücreti ödendiği ve söz konusu ücretlerin asgari ücretin altında olduğu belirtilerek, asgari ücretin altında olan huzur hakkı ücretlerinin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
– 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:
…
3. Türkiye Büyük Millet Meclisi, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile özel kanunlarına veya idari kararlara göre kurulan daimi veya geçici bütün komisyonların üyelerine ve yukarıda sayılanlara benzeyen diğer kimselere bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;
…”,
– “Vergi tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
…
vergi tevkifatı yapılır.
…”,
– 96 ncı maddesinde; “Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.
…”,
– 98 inci maddesinde, “94’üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri, ertesi ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.
…”,
hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hükümler uyarınca, ücret gelirlerinin, nakden veya hesaben ödendiği dönemde gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması ve çalışanlara aynı işveren tarafından aynı ayda yapılan maaş, mesai, tediye, huzur hakkı, prim, ikramiye gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemelerin, kümülatif matrah dikkate alınarak ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir. Belediye meclisi üyelerine yapılan ödemeler ile sağlanan para, ayın ve menfaatler de ücret sayıldığından bunlara yapılan huzur hakkı ödemelerinin ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği tabiidir.
Aynı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde, “Hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri (Şu kadar ki, istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir. Ödenecek vergi tutarı, bu suretle bulunan vergi tutarının içinde istisna tutara isabet eden kısım düşülmek suretiyle hesaplanır. İstisna nedeniyle alınmayacak olan vergi ilgili ayda aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gereken vergiyi aşamaz. Birden fazla işverenden ücret alanlarda bu istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanır.).” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 7349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünün (34) numaralı fıkrasında yer alan “ücretlere ilişkin kağıtlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Bu maddenin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen ücretlerde istisna, aylık brüt asgari ücrete isabet eden kısım için uygulanır.)” hükmü eklenmiştir.
Konu ile ilgili olarak 27/1/2022 tarihli ve 31732 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 319 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar ve uygulamaya ilişkin örneklere yer verilmiştir. Söz konusu Tebliğin;
– “İstisnanın kapsamı ve uygulaması” başlıklı 4 üncü maddesinde, “…
(6) 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bu Kanunun uygulamasında ücret sayılan ödemeler düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 62 nci maddesinde, işverenler hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları kapsamında çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlanmış ve 61 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen ücret sayılan ödemeleri yapanlar da bu Kanunda yazılan ödevleri yerine getirmek bakımından işveren olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı,bilirkişilere, resmi arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine, sporculara yapılan ödemeler gibi ücret sayılan ödemelerin vergilendirilmesinde, Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen istisnanın uygulanması mümkündür.
(7) Yapılan düzenleme ile 1/1/2022 tarihinden itibaren 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde düzenlemiş bulunan asgari geçim indirimi uygulaması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.
…”,
– “Birden fazla işverenden ücret alınması durumunda istisnanın uygulanması” başlıklı 7 nci maddesinde, “(1) Aynı zamanda birden fazla işverenden ücret alınması halinde, istisna uygulaması, sadece en yüksek ücretin elde edildiği işveren tarafından gerçekleştirilecektir. Söz konusu işverene bu durumu bildirme yükümlülüğü hizmet erbabına aittir. Birden fazla işverenden aynı tutarda ücret alındığı durumda, istisnayı uygulayacak olan işvereni hizmet erbabı kendisi belirleyecektir. İstisnadan faydalanılan işverende, istisnanın tamamından faydalanılamaması durumunda kalan tutar için diğer işverende istisnadan faydalanılması mümkün değildir.
…”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, meclis üyelerine yapılan ve ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi gereken huzur hakkı ödemelerine, 1/1/2022 tarihinden itibaren 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde yer alan gelir vergisi istisnasının ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tabloda yer alan damga vergisi istisnasının uygulanması mümkün bulunmaktadır.
Diğer tarafından, aynı zamanda birden fazla işverenden ücret alınması halinde, istisna uygulaması, sadece en yüksek ücretin elde edildiği işveren tarafından gerçekleştirilecek olup, en yüksek ücret alınan işverene bu durumu bildirme yükümlülüğü hizmet erbabına aittir.
Bu bağlamda, meclis üyelerinin Belediyeniz dışındaki bir işverene bağlı olarak veya Belediyeniz bünyesindeki çalışmaları nedeniyle huzur hakkı dışında bir ücret geliri elde etmeleri halinde ise istisnanın sadece en yüksek ücret gelirine uygulanması gerektiğinden ve bu ücretinin huzur hakkı ücretinden fazla olacağı değerlendirildiğinden, söz konusu istisna, ücret gelirlerine işverenince uygulanacak ve huzur hakkı ödemelerine ayrıca uygulanmayacaktır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Belediye Başkanlığınız bünyesinde her ay yapılan olağan meclis toplantılarına ve ihtisas komisyonlarına katılan meclis üyelerine, 5393 sayılı Belediye Kanunu gereğince huzur hakkı ücreti ödendiği ve söz konusu ücretlerin asgari ücretin altında olduğu belirtilerek, asgari ücretin altında olan huzur hakkı ücretlerinin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
– 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.
Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:
…
3. Türkiye Büyük Millet Meclisi, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri ile özel kanunlarına veya idari kararlara göre kurulan daimi veya geçici bütün komisyonların üyelerine ve yukarıda sayılanlara benzeyen diğer kimselere bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;
…”,
– “Vergi tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
…
vergi tevkifatı yapılır.
…”,
– 96 ncı maddesinde; “Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.
…”,
– 98 inci maddesinde, “94’üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri, ertesi ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.
…”,
hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hükümler uyarınca, ücret gelirlerinin, nakden veya hesaben ödendiği dönemde gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması ve çalışanlara aynı işveren tarafından aynı ayda yapılan maaş, mesai, tediye, huzur hakkı, prim, ikramiye gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemelerin, kümülatif matrah dikkate alınarak ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir. Belediye meclisi üyelerine yapılan ödemeler ile sağlanan para, ayın ve menfaatler de ücret sayıldığından bunlara yapılan huzur hakkı ödemelerinin ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği tabiidir.
Aynı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde, “Hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri (Şu kadar ki, istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir. Ödenecek vergi tutarı, bu suretle bulunan vergi tutarının içinde istisna tutara isabet eden kısım düşülmek suretiyle hesaplanır. İstisna nedeniyle alınmayacak olan vergi ilgili ayda aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gereken vergiyi aşamaz. Birden fazla işverenden ücret alanlarda bu istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanır.).” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 7349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünün (34) numaralı fıkrasında yer alan “ücretlere ilişkin kağıtlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Bu maddenin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen ücretlerde istisna, aylık brüt asgari ücrete isabet eden kısım için uygulanır.)” hükmü eklenmiştir.
Konu ile ilgili olarak 27/1/2022 tarihli ve 31732 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 319 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde gerekli açıklamalar ve uygulamaya ilişkin örneklere yer verilmiştir. Söz konusu Tebliğin;
– “İstisnanın kapsamı ve uygulaması” başlıklı 4 üncü maddesinde, “…
(6) 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bu Kanunun uygulamasında ücret sayılan ödemeler düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 62 nci maddesinde, işverenler hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları kapsamında çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler olarak tanımlanmış ve 61 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen ücret sayılan ödemeleri yapanlar da bu Kanunda yazılan ödevleri yerine getirmek bakımından işveren olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı,bilirkişilere, resmi arabuluculara, eksperlere, spor hakemlerine, sporculara yapılan ödemeler gibi ücret sayılan ödemelerin vergilendirilmesinde, Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen istisnanın uygulanması mümkündür.
(7) Yapılan düzenleme ile 1/1/2022 tarihinden itibaren 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde düzenlemiş bulunan asgari geçim indirimi uygulaması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.
…”,
– “Birden fazla işverenden ücret alınması durumunda istisnanın uygulanması” başlıklı 7 nci maddesinde, “(1) Aynı zamanda birden fazla işverenden ücret alınması halinde, istisna uygulaması, sadece en yüksek ücretin elde edildiği işveren tarafından gerçekleştirilecektir. Söz konusu işverene bu durumu bildirme yükümlülüğü hizmet erbabına aittir. Birden fazla işverenden aynı tutarda ücret alındığı durumda, istisnayı uygulayacak olan işvereni hizmet erbabı kendisi belirleyecektir. İstisnadan faydalanılan işverende, istisnanın tamamından faydalanılamaması durumunda kalan tutar için diğer işverende istisnadan faydalanılması mümkün değildir.
…”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, meclis üyelerine yapılan ve ücret hükümlerine göre vergilendirilmesi gereken huzur hakkı ödemelerine, 1/1/2022 tarihinden itibaren 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde yer alan gelir vergisi istisnasının ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tabloda yer alan damga vergisi istisnasının uygulanması mümkün bulunmaktadır.
Diğer tarafından, aynı zamanda birden fazla işverenden ücret alınması halinde, istisna uygulaması, sadece en yüksek ücretin elde edildiği işveren tarafından gerçekleştirilecek olup, en yüksek ücret alınan işverene bu durumu bildirme yükümlülüğü hizmet erbabına aittir.
Bu bağlamda, meclis üyelerinin Belediyeniz dışındaki bir işverene bağlı olarak veya Belediyeniz bünyesindeki çalışmaları nedeniyle huzur hakkı dışında bir ücret geliri elde etmeleri halinde ise istisnanın sadece en yüksek ücret gelirine uygulanması gerektiğinden ve bu ücretinin huzur hakkı ücretinden fazla olacağı değerlendirildiğinden, söz konusu istisna, ücret gelirlerine işverenince uygulanacak ve huzur hakkı ödemelerine ayrıca uygulanmayacaktır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
Pazar Yeri Kira Ücretlerinin Banka Aracılığı İle Ödenme Zorunluluğu Olup Olmadığı hk. Sayı: 18008620-120[2015-720-19]-5 Tarih: 06/02/2017 T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Sayı : 18008620-120[2015-720-19]-5 06.02.2017 Konu : Pazar Yeri Kira Ücretlerinin Banka Aracılığı İle Ödenme Zorunluluğu Olup Olmadığı
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ………………. Belediyesinden sabit semt pazar yeri, başka bir şahıstan da boş arazi kiraladığınız, kiraladığınız yerlerin açık bir arazi olduğu ve pazar yeri olarak haftada ikişer gün tezgahlarını kendileri getirerek üzerinde satışlarını yapan vergi mükellefi kişilerden işgaliye niteliğinde tezgah başına fatura düzenlemek suretiyle ücret aldığınız, her iki pazar yerinde de 70 veya 80 civarında tezgah açıldığı, tezgah sahiplerinin süreklilik arz etmediği, zaman zaman geldikleri ve ücretlerini tezgahların kapanma saatlerinde ödedikleri belirtilerek, tarafınıza yapılan söz konusu ödemelerin kira mı yoksa işgaliye mi sayılacağı ile banka aracılığı ile ödenmesi zorunluluğu olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne yer verilmiştir. Ticari faaliyet bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup bulunmaması, böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin “ticari faaliyet” olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması, şahsi ihtiyaç kapsam ve sınırlarını aşması gerekmektedir. Gayrimenkul kiralaması ticari bir organizasyon içinde yapıldığında kiralamanın ticari faaliyetin bir unsuru sayılması, ancak ticari organizasyonun şekli ve maddi unsurları ile açıkça belli olmadığı hallerde ise faaliyetin devamlılık kasıt ve niyeti ile yapıldığını belirleyen objektif ölçü olarak, muamelede çokluk olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Devamlılık unsuru, bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari mahiyet arz eden işlemlerin birden fazla yapılmasını ifade etmektedir. Aynı hesap döneminde tek işlem nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, faaliyetin organizasyon gerektirmesi veya amacının ticari olması durumunda devamlılık unsurunun varlığı kabul edilir. Ayrıca, anılan Kanunun 70 inci maddesinin birinci fıkrasında gayrimenkul sermaye iradının tarifi yapılmış, bu kapsamda arazi ve binaların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar da gayrimenkul sermayeiradı olarak sayılmış; ikinci fıkrasında da birinci fıkrada yazılı mallar ve hakların ticari veya zirai bir işletmeye dahil bulunduğu takdirde bunların iratlarının ticari veya zirai kazancın tespitine müteallik hükümlere göre hesaplanacağı, üçüncü fıkrasında ise tüccarlara ait olsa dahi işletmeye dahil bulunmayan gayrimenkullerle haklar hakkında gayrimenkul sermaye iradıyla ilgili hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 52 nci maddesinde, belediye sınırları içinde bulunan; pazar veya panayır kurulan yerlerin, meydanların, mezat yerlerinin her türlü mal ve hayvan satıcıları tarafından satış yapmak, yol, meydan, pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesinin, işgal harcına tabi olacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 57 nci maddesinde de, “İşgal harcı belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, işgal harcı Belediye Gelirleri Kanunu’na göre belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilen bir harç olup, belediyeden ve özel şahıstan kiraladığınız pazar yerlerinde tezgah açarak satış yapan kişilerden tezgah başına aldığınız bedelin, işgal harcı (işgaliye) olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Belediyeden ve özel şahıstan kiraladığınız pazar yerlerinin bu yerlerde tezgah açan üçüncü kişilere kiralanması işlemleri ticari bir organizasyon dahilinde devamlılık arz eder mahiyette bir faaliyet olarak gerçekleştirildiğinden, söz konusu kiralamalardan elde edilen kazancın ticari kazancınıza dahil edilmek suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir. VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi ile Maliye Bakanlığı; mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri fınans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirlemeye yetkili kılınmış, bu yetkiye dayanılarak yayımlanan 268 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin, işyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Anılan Kanunun 156 ncı maddesinde ise, ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır. Bu hükme göre, mükelleflerin ticari, sınai ve zirai faaliyetlerini yaptıkları yerlerin iş yeri özelliğini taşıyabilmesi için bu yerlerin faaliyetin icrasına tahsis edilmesi veya faaliyetin icra edildiği yer olma özelliklerini taşıması esastır. Bu itibarla, pazar takibi suretiyle satış yapan ticari kazanç mükelleflerinin bu faaliyetlerine tahsis edilen ve faaliyetlerinin icrasında kullanılan pazar yerlerinin, iş yeri niteliğinde olması nedeniyle, söz konusu yerlerin kirasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim. (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş isebu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktı
T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIİstanbul Vergi Dairesi BaşkanlığıGelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı
:
E-62030549-120-264050
01.03.2023
Konu
:
Sanayi sicil belgesine haiz bir şirketin ürettiği yazılım programının kiralaması veya kullandırılması dolayısıyla elde edilen kazanç üzerinden kurumlar vergisi oranı
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, sanayi sicil belgesine sahip olan şirketinizin üretmiş olduğu yazılım programlarının yurt içinde ve yurt dışında kiralama ve kullandırma faaliyetlerinden dolayı gelir elde ettiği belirtilerek bu gelirlerden elde edilen kazanca ilişkin kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “Kurumlar Vergisi ve Geçici Vergi Oranı” başlıklı 32 nci maddesinde;
“…
(8) Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanır. Bu kazançların ihracata isabet eden kısmı için yedinci fıkra hükmüne göre ayrıca indirim uygulanmaz.
…”
hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Devamlı ve seri halinde tamirat yapan müesseselerle elektrik veya sair enerji istihsal eden santraller, gemi inşaatı gibi büyük inşaat yerleri ile bilişim teknolojisi ve yazılım üreten işletmeler de bu madde şümulüne girer.” denilerek yazılım üretenlerin de sanayici sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Konu ile ilgili olarak 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde değişiklik yapan 20 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “32.1.2.2. Kapsam ve yararlanacak olanlar” başlıklı bölümünde;
“Kurumlar vergisi mükellefleri, gerek ihracat faaliyetlerinden gerekse üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranını 1 puan indirimli uygulayabileceklerdir.
İhracat yapan kurumların münhasıran ihracat faaliyetinden elde ettikleri kazançları, sanayi sicil belgesini haiz kurumların ise münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançları söz konusu 1 puanlık indirime konu edilebilecektir.”
– Üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarıyla sınırlı olmak üzere kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli olarak uygulanabilmesi için ise bu kurumların;
– Sanayi sicil belgesine sahip olma ve
– Fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etme
şartlarını birlikte sağlamaları gerekmektedir. Buna göre, sanayi sicil belgesini haiz olmakla birlikte fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etmeyen veya fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etmesine rağmen sanayi sicil belgesini haiz olmayan kurumlar bu Kanunun 32 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmünden yararlanamayacaklardır.”
Aynı Tebliğin “32.1.2.6. Üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanması” başlıklı bölümünde;
“Sanayi sicil belgesini haiz olan ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar, münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranını 1 puan indirimli uygulayabileceklerdir. Birden fazla konuda üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin üretimden elde ettikleri kazancın tespitinde, üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar (varsa üretimden doğan zararlarla) bir bütün olarak değerlendirilecektir. Sanayi sicil belgesini haiz olan ve münhasıran bu belge kapsamında yazılım, bilişim ve benzeri hususlarda gerçekleştirilen üretim faaliyeti sonucu elde edilen kazançlara da kurumlar vergisi oranı 1 puan indirimli uygulanabilecektir.
Sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerin üretim faaliyetlerinin yanı sıra diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar bulunması halinde, üretim faaliyetinden elde edilen ve 1 puan indirim uygulanacak matrah, fiilen yapılan üretimden elde edilen kazancın ticari bilanço karına oranlanması suretiyle tespit edilecektir.”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre şirketiniz tarafından, yazılım programını yurt içinde veya yurt dışında kiralama ve kullandırma faaliyetinden elde edilen kazancın esas itibarıyla üretim faaliyetinden elde edilen kazanç mahiyetinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, diğer şartların da sağlanması halinde, münhasıran söz konusu faaliyetinizden elde ettiğiniz kazancınıza kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanması mümkün bulunmaktadır.
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI DENİZLİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI MÜKELLEF HİZMETLERİ GRUP MÜDÜRLÜĞÜ
Sayı : 95133703-105[257/2013-12]-46 08/04/2014 Konu : Yol kenarı otopark hizmeti.
İlgi özelge talep formunuz ile otopark işletmeciliği yaptığınız, işletmenizin yol kenarı otopark hizmeti vermediği, yerleşik adreste hizmet verdiği belirtilerek, yeni nesil ödeme kaydedici cihazlardan EFT – POS özelliği olanlarını kullanma zorunluluğunuz olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 426 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 4 numaralı bölümünün (b) bendinde “…Yol kenarı otopark hizmeti veren mükellefler (427 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile değişen tarih) 01.10.2013 tarihinden itibaren yeni nesil ödeme kaydedici cihazlardan EFT-POS özelliği olanlarını kullanmak zorundadırlar.” denilmektedir. Anılan Genel Tebliğin, 6 numaralı bölümünde de “Bu Tebliğ kapsamında yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetinde olan mükelleflerden, belirli bir tür cihaz kullanma mecburiyeti getirilenler alış faturasının düzenlendiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde, diğer mükellefler ise alış faturasının düzenlendiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde bağlı bulundukları vergi dairesine bir dilekçeyle (alış faturası örneği, cihaz sicil numarası, cihazdan alınan bir fiş örneği de dâhil olmak üzere gerekli belgeleri eklemek suretiyle) müracaat ederek cihazlarını kayıt ettirmek zorundadır. Ayrıca mükelleflerin kayıt işlemi ile birlikte, söz konusu süre içerisinde her bir cihaz için ayrı ayrı olmak üzere ödeme kaydedici cihazlara ait levhayı vergi dairelerinden alarak işyerlerinde muhafaza etmesi gerekir.” açıklaması yer almaktadır. Diğer taraftan, 385 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 3 numaralı bölümünde, “ 3 – Elektronik Sistemler Kullanılarak Yapılan Otopark İşletmeciliğinde Belge Düzeni Bilindiği üzere otopark işletmeciliği faaliyetinde bulunan mükelleflerin ödeme kaydedici cihaz kullanmaları gerekmekte olup, uygulamada otopark işletmeciliği faaliyetinin elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle yürütülmesi yaygınlaşmıştır. Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Maliye Bakanlığı belirleyeceği esaslar dahilinde, gerekli şartları taşımayan cihazlar kullanılarak veya elle doldurularak satış fişi düzenlenmesine izin verebilir.” hükmü yer almıştır.
Otopark işletmeciliği faaliyetinde bulunan mükellefler tarafından ödeme kaydedici cihaz yerine kullanılan elektronik cihazların aşağıda belirtilen şekilde kullanılması kaydıyla, otopark işletmeciliği hizmetinin Tebliğin bu bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde belgelendirilmesiuygun görülmüştür. – Otopark bedelinin ödenmesi sırasında sistem yazıcıları tarafından tek nüsha olarak perakende satış fişi düzenlenecektir. – Mali hafızasında oluşan tüm mali bilgiler, enerji kesintisi de dahil olmak üzere hiçbir şekilde hafızasından silinemeyecek şekilde muhafaza edilecektir. – Günlük, aylık ve yıllık bazda alınan hasılat raporlarının üretilmesi aşamasında dışarıdan hiçbir müdahale yapılmasına imkan verilmeyecektir. Otopark işletmecileri tarafından ödeme kaydedici cihaz yerine yukarıda özellikleri haiz elektronik cihazların kullanılması durumunda; günlük hasılatın belge düzenlenmeksizin hasılat raporuna göre kaydedilmesi, her cihazın seri numaralarına göre günlük ve kümülatif hasılatı içerecek şekilde verilen Z raporlarına istinaden gelir kaydı yapılması ve bu şekilde cihaz kullanılan otoparklarda ayrıca ödeme kaydedici cihaz kullanılmaması gerekmektedir.” düzenlemeleri yer almaktadır. Buna göre, 426 sıra nolu Genel Tebliğin 4/b bölümü kapsamına girmemeniz sebebiyle, EFT- POS özellikli yeni nesil ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetiniz bulunmamaktadır. Ancak, yerleşik bir adreste otopark işletmesi faaliyetinizden dolayı 3100 sayılı Kanuna tabi ödeme kaydedici cihazların yerine, 01.01.2016 tarihinden itibaren Basit/Bilgisayar bağlantılı yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanmanız gerekmektedir. Diğer taraftan tercihte bulunmanız ve şartları taşımanız kaydıyla 385 sıra nolu Genel Tebliğde tarif edilen elektronik sistemleri de kullanabileceğiniz, bu takdirde ödeme kaydedici cihaz kullanmayacağınız tabiidir. Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
Sermaye şirketinin şahıs işletmesine dönüştürülmesi işleminin vergi mevzuatı karşısındaki durumu Sayı: B.07.1.GİB.4.34.19.02-105[179-2013/VUK2-7162]-74132 Tarih: 23/01/2018 T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü
Sayı :11395140-105[179-2013/VUK2-7162]-74132 23.01.2018 Konu :Sermaye şirketinin şahıs işletmesine dönüştürülmesi
İlgi özelge talep formunuzdan; hisselerinin tamamına sahip olduğunuz … vergi kimlik numaralı .. Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 194 üncü maddesinin (3) numaralı bendi kapsamında ferdi işletmeye dönüştürdüğünüzü ve durumun 5/4/2013 tarihinde ticaret sicilinde tescil edildiğini belirterek, işletme hesabı esasına göre defter tutup tutamayacağınız, işletme hesabı esasına göre defter tutabilmeniz durumunda Ba-Bs formu verme zorunluluğunuzun ne zaman sona ereceği, ayrıca Katma Değer Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu açısından yükümlülüklerinizin neler olduğu hususlarında Başkanlığımızdan bilgi talep ettiğiniz anlaşılmaktadır. A- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kollektif, komandit, anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ticaret şirketi olduğu belirtilmiş aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kollektif ve komandit şirketin şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin ise sermaye şirketi olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun; – 180 inci maddesinde, “(1) Bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir. Yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır.”, – 181 inci maddesinde,“(1) a) Bir sermaye şirketi; 1. Başka türde bir sermaye şirketine; 2. Bir kooperatife; … dönüşebilir.”, – 194 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ise, “Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi, bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret şirketinin borçlarından, ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişilerile ticaret şirketinin eski ortakları da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına göre müteselsilen sorumlu olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri de uygulanır.” hükümleri yer almaktadır. Buna göre, bir sermaye şirketinin nev’i değişikliği yoluyla şahıs işletmesine dönüşmesi mümkün bulunsa da özelge talep formunuzda belirtilen devir işleminin nasıl vergilendirileceği hususunda vergi kanunlarının dikkate alınacağı tabiidir. Bu bağlamda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17 nci maddesinde kurumların ticari faaliyetlerinin tamamen sona erdirilmesine yönelik yapılan işlemler süreci olan tasfiye hükümlerine yer verilmiş olup, aynı Kanunun 19 ve 20 nci maddelerinde nev’i değişikliğine ilişkin olarak yapılan düzenlemelere göre, kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan bir kurumun kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kuruma dönüştürülmesi, münfesih kurumun tür değişikliği tarihindeki bilanço değerlerinin bir bütün olarak devri ve aynen bilançosuna geçirilmesi halinde mümkün olabilecektir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, … Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.’nin tür değiştirerek şahıs işletmesine dönüştürülmesi Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında “devir” olarak değerlendirilemeyeceğinden, söz konusu tür değişikliğinden doğan kârlar vergiye tabi tutulacaktır. Dolayısıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 17 nci maddesi uyarınca …Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.’nin tasfiyeye tabi tutularak hükmi şahsiyetine son verilmesi; şahıs işletmenizin de yeni kuruluş merasimine tabi tutularak mükellefiyetinin tesisi gerekmektedir. B- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun; – (1/1) maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu, – (2/1) maddesinde, teslimin; bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olduğu, – 4 üncü maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanların KDV’nin mükellefi olduğu, – (10/a) maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, 10/b maddesinde, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, limited şirketin aktifinde kayıtlı olan ve teslimleri KDV’ye tabi olan varlıkların (stoklar, duran varlıklar vs.) devir tarihi itibariyle emsal bedeli üzerinden KDV hesaplanıp beyan edilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, gelir vergisinden mükellefiyet tesis ettirerek ticari faaliyet çerçevesinde yapacağınız teslim ve hizmetler KDV Kanununun (1/1) maddesine göre KDV’ye tabi olacaktır. C- VERGİ USUL KANUNU UYGULAMASI 1. Tutulacak Defter Yönünden: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 153 üncü maddesinde; vergiye tabi ticaret ve sanat erbabı, serbest meslek erbabı, kurumlar vergisi mükellefleri, kollektif ve adi şirket ortaklarıyla, komanditşirketlerin komandite ortaklarından işe başlayanların keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları hükme bağlanmıştır. Mezkur Kanunun 176 ncı maddesinde de, “Tüccarlar, defter tutmak bakımından iki sınıfa ayrılır: I inci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre; II nci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre; defter tutarlar.” hükmüne yer verilmiş olup, defter tutma bakımından kimlerin I inci sınıfa dahil olacağı Kanunun 177 nci maddesinde 6 bent halinde, kimlerin II nci sınıfa dahil olacağı ise Kanunun 178 inci maddesinde 2 bent halinde sayılmak suretiyle belirlenmiştir. Ayrıca, Kanunun 178 inci maddesinin son fıkrasında, yeniden işe başlayan tüccarların yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar II nci sınıf tüccarlar gibi hareket edebilecekleri; 221 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde ise, yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenlerin işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce defterlerini tasdik ettirmeye mecbur oldukları hükme bağlanmış, 179, 180 ve 181 inci maddelerde de sınıf değiştirmeye ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu itibarla, şirketinizi Türk Ticaret Kanunu uyarınca ferdi işletmeye dönüştürmeniz durumunda ticaret erbabı olarak işe başlamanız söz konusu olacaktır. Bu durumda, yeni işe başlamanız nedeniyle işletme hesabı esasına göre defter tutmanız mümkün bulunmaktadır. Ancak, sonraki hesap dönemlerinde tutulacak defterlerin tayininde Vergi Usul Kanununun sınıf değiştirmeye ilişkin hükümlerinin dikkate alınması gerektiği tabiidir. 2. Aktife kayıtlı iktisadi kıymetler yönünden: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat edici kağıtlar” başlıklı 227 nci maddesinde “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmü yer almaktadır. Mezkur Kanunun 229 uncu maddesinde; fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 231 inci maddesinin 5 numaralı bendinde de, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, 232 nci maddesinde, birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla, kazancı basit usulde tespit edilenler ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin sattıkları emtia veya yaptıkları iş için fatura vermek, satın aldıkları emtia ve hizmetler için de fatura istemek ve almak zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 328 inci maddesinde de devir ve trampanın satış hükmünde olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre limited şirketinizin şahıs işletmesine devir işlemleri Vergi Usul Kanunun 328 inci maddesi gereği satış hükmünde olduğundan, şahıs işletmesine devredilecek olan limited şirketin aktifinde kayıtlı emtialar, ticari araçlar ile demirbaşlar vb. kıymetler için emsal bedel üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir. 3. Ba-Bs Formu Verme Yükümlülüğü Yönünden: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile, mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirimleri verme yükümlülüğüne yönelik uyulacak usul ve esaslar sırasıyla 350, 362 ve 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile duyurulmuştur.04.02.2010 tarih ve 27483 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile de bildirim yükümlülüğü bulunan mükelleflerin mal ve hizmet alış/satışlarına ilişkin olarak, 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uyulacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri yeniden belirlenmiştir. 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin; – “1. Kapsam” başlıklı bölümünde, “Bilindiği üzere, belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile, mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirme yükümlülüğü, bilanço esasına göre defter tutan mükellefleri kapsamaktadır.”. (1.1.1) numaralı maddesinde, “Bilanço esasına göre defter tutmakta iken, işletme hesabı esasına geçen mükellefler, işletme hesabına geçtikleri hesap döneminden itibaren bildirimde bulunmayacaklardır. Buna karşın, işletme hesabına göre defter tutmakta iken, bilanço esasına geçen mükelleflerin, bilanço esasına geçtikleri hesap döneminden itibaren bildirim formu verme zorunlulukları bulunmaktadır.”, – “1.2. Bildirime Konu Alış/Satışlar ve Hadler” başlıklı bölümünün; (1.2.1) numaralı maddesinde, “Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba ve Bs bildirimine dâhil edilecektir.”, (1.2.2) numaralı maddesinde, “Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları “Mal ve Hizmet Satımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)”nun Tablo II alanında bildirilecektir.”, – “2. Bildirimlerin Dönemi ve Verilme Süresi” başlıklı bölümünün; (2.1) numaralı maddesinde, “Yükümlülük kapsamındaki mükelleflerin mal ve/veya hizmet alış/satışlarının aylık dönemler itibariyle bildirilmesi gerekmektedir. Mal ve/veya hizmet alış/satışlarının bildirilecekleri aylık dönemler, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirlenir.”, (2.2.1) numaralı maddesinde, “Mükellefler söz konusu bildirim formlarını aylık dönemler halinde düzenlemek ve takip eden ayın birinci gününden itibaren son günü akşamı saat 24:00’e kadar sistem üzerinden onaylamak suretiyle göndermekle yükümlüdürler.”, (2.2.5) numaralı maddesinde, “5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun; – 18’inci maddesi uyarınca gerçekleştirilen birleşmelerde, münfesih kurumun birleşmenin gerçekleştiği döneme ilişkin bildirimleri bunlar adına, birleşilen kurum veya 3568 sayılı Kanununa istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından, – 19’uncu maddesi uyarınca yapılan devirlerde, münfesih kurumun devrin gerçekleştiği döneme ilişkin bildirimleri bunlar adına, devir alan kurum veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından, – 19’uncu maddesi uyarınca gerçekleştirilen tam bölünmelerde, münfesih kurumun bölünmenin gerçekleştiği döneme ilişkin bildirimleri bunlar adına, münfesih kurumun varlıklarını devralan kurumlardan müteselsil sorumluluk kapsamında herhangi biri veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından,takip eden ayın son günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.”, – “3. Bildirimlerin Verilme Şekli ve Doldurulması” başlıklı bölümünün (3.2.4) numaralı maddesinde, “Bildirim verme yükümlülüğü bulunan, ancak tüm alış ve satışları belirtilen haddin altında kalan mükellefler, söz konusu formları Tablo II dışındaki tüm bilgileri doldurmak suretiyle vermek zorundadırlar.”, – “4. Cezai Uygulama” başlıklı bölümünün (4.1) numaralı maddesinde, “Bildirim formlarını bu Tebliğde belirlenen süreler içinde vermeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355’inci maddesi hükmü uyarınca cezai işlem uygulanacaktır. Söz konusu cezai işlemin uygulamasında, Ba ve Bs bildirim formları tek bir form olarak değerlendirilecek ve tek özel usulsüzlük cezası kesilecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir. Buna göre, 1/1/2013 tarihi ile ticaret sicilinde tescil tarihi olan 5/4/2013 tarihi arasında yapılan mal ve/veya hizmet alış/satışlarına ilişkin Ba ve Bs bildirim formlarının omotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. adına, mükellef veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki verilmiş meslek mensupları tarafından ilgili Genel Tebliğde belirtilen süreler içinde elektronik ortamda verilmesi gerekmektedir. Şahıs işletmeniz için 5/4/2013 tarihi itibariyle ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tutmanız halinde; Ba ve Bs bildirim formlarını verme yükümlülüğünüz bulunmamaktadır. Ancak ihtiyari şekilde birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih etmeniz halinde, söz konusu tarih itibariyle yapılan mal ve/veya hizmet alış/satışlarına ilişkin Ba ve Bs bildirim formlarının ilgili Genel Tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde elektronik ortamda verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, 2014 takvim yılı ve sonrası için, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177, 178, 179 ve 180 inci maddelerinde belirtilen defter tutma hadleri ve sınıf değiştirme hükümleri doğrultusunda değerlendirme yapılarak defter tasdik ettirilmesi gerektiğinden, bilanço esasına göre defter tutulması durumunda ilgili dönemler için Ba ve Bs bildirim formlarının verilmesi gerekmektedir. Ancak mezkûr Kanunun ilgili maddelerinde geçen defter tutma hadleri ve sınıf değiştirme hükümleri uyarınca işletme hesabı esasına göre defter tutulması durumunda ilgili dönemler için Ba ve Bs bildirim formlarının verilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, engellilik derecesi %91 olan babaanneniz adına 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2-a) maddesi kapsamında ÖTV muafiyetinden yararlanarak 14/8/2013 tarihinde … firmasından sıfır araç satın alındığı, 15/8/2013 tarihinde araç bedelinin … firması hesabına yatırıldığı ve araç faturasının alındığı, babaannenizin 19/8/2013 tarihinde vefat ettiği, aracın 20/8/2013 tarihinde babaanneniz adına tescil ettirildiği, mirasçı olan babanızın daha önce ölmüş olmasından dolayı mirasçı olduğunuzu, diğer mirasçıların araç üzerindeki haklarından lehinize feragat ettiği ve aracın, ruhsatında”5 yıl süreyle aracı satmamak şartı ile ÖTV’den muaf” ibaresine yer verilmek suretiyle adınıza tescil edildiğinden bahisle, söz konusu aracın ÖTV muafiyetinin devam edip etmeyeceği hususunda Defterdarlığımız görüşünün bildirilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin 6518 sayılı Kanunla değişik (2) numaralı bendiyle, Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan; – 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi %90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından, – 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm3’ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dâhil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50’sinin altında olanlar ile sürücü dâhil 9 kişilik oturma yeri olanların, engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından, – 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı ÖTV’den müstesna olduğu hükme bağlanmıştır. Mezkûr istisna, esas itibariyle, malûl ve engelli vatandaşların sosyal hayata daha iyi ve kolay katılımlarına, toplumdan soyutlanmamaları için ulaşım olanaklarının artırılabilmesine imkân sağlayan, amacı, kapsamı, sınırları çizilmiş sosyal amaçlı bir istisna olup, bunu teminen de bunlarınkullanımına ve/veya yararlanmalarına yönelik olarak maddede öngörülen araçlarla sınırlı olmak üzere ÖTV’siz araç iktisap etmelerine yönelik bir uygulama niteliğindedir. Ayrıca, ilk iktisabı malul ve engelli adına mezkûr istisna kapsamında ÖTV’siz olarak yapılmış olan bir aracın malul ve engellinin kullanım ve/veya yararlanımına sunulmasının aracın malul ve engelli adına kayıt ve tescili ile mümkün hale geldiği hususu göz önünde bulundurulduğunda, malul ve engelli adına kayıt ve tescilin yapılmadığı bir durumda söz konusu aracın malûl ve engelli vatandaşların kullanım ve/veya yararlanmasından, dolayısıyla yukarıda yer verilen istisnanın amacının gerçekleşmesinden bahsedilemeyeceği açıktır. Bu bağlamda, vefat eden kişi adına kayıt ve tescil yapılıp yapılamayacağı ile ilgide kayıtlı özelge talep formunda 20/8/2013 tarihinde yapıldığı belirtilen kayıt ve tescilin geçerliliği hususunda görüşüne başvurulan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, engelli kişi adına faturası düzenlenmek suretiyle satın alınan bir aracın tescil ettirilmeden engelli kişinin vefat etmesi durumunda vefat eden bir kişi adına tescil işleminin yapılmasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Buna göre, malul ve engelli kişi adına satın alınan bir aracın tescil ettirilmeden malul ve engelli kişinin vefat etmesi durumunda ilgili mevzuatı gereğince vefat eden bir kişi adına tescil işleminin yapılması mümkün olmadığı gibi, Özel Tüketim Vergisi Kanunun (7/2) maddesi uygulamasından da yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIİstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı(Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)
Sayı
:
E-97895701-140.04.01[2022/1789]-4664
02.01.2023
Konu
:
Finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamında düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhinde harç istisnası
TAPU MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgide kayıtlı yazınız eki özelge talep formunun incelenmesinden, …/5/2022 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin (…) maddesi kapsamında borçlunun bankaya olan borçlarının tasfiyesi amacı ile düzenlenen ve söz konusu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası niteliğinde olan …/5/2022 tarih ve ……….. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin tapu kütüğüne şerhi işleminin 5411 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi gereğince harçtan istisna olup olmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu; Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin “I-Tapu işlemleri” başlıklı bölümünün 12 nci maddesinde, satış vaadi sözleşmeleri ile irtifak hakkı tesisi vaadi sözleşmelerinin tapu siciline şerhinde, sözleşmede yazılı bedel üzerinden (Bu bedel, sözleşmeye konu gayrimenkulün emlak vergisi değerinden az, emlak vergisi değerinin iki katından çok olamaz), bedelsiz olanlarda emlak vergisi değeri üzerinden nispi harç aranılacağı hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanunun 123 üncü maddesinde de, “Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununa 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 17 nci maddesi ile 19/7/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere eklenen geçici 32 nci maddenin birinci fıkrasında, Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri ve finansman şirketleri ile bu maddede tanımlanan diğer finansal kuruluşlarla kredi ilişkisinde bulunan ve Kurum tarafından çıkarılan yönetmeliğe göre hazırlanan Çerçeve Anlaşmalarda belirlenen borçluların, bu kuruluşlar tarafından kullandırılmış olan kredilere ilişkin olarak alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkân verilmesini sağlamak amacıyla, dahil oldukları risk grubundaki diğer borçlularla bir bütün olarak veya kısmen yeniden yapılandırmaya tabi tutulabileceği, bu madde uyarınca yapılacak finansal yeniden yapılandırmalara ilişkin usul ve esasların Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmelik hükümleri çerçevesinde hazırlanan Çerçeve Anlaşmalar ile belirleneceği, bu madde hükümlerinin bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki yıl süreyle uygulanacağı, bu süreyi iki yıl daha uzatmaya Cumhurbaşkanının yetkili olduğu; yedinci fıkrasında, bu maddeye göre yapılan Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca yapılacak işlemlerin 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) müstesna olduğu, bu fıkrada yer alan istisnaların, alacaklı kuruluşların Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmeler kapsamındaki işlemleri dolayısıyla doğrudan veya dolaylı edindikleri varlıkları ve teminatları, alacaklı kuruluşların kendi aralarında veya borçluya devri hariç, elden çıkardıkları hâllerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu maddenin uygulama süresi 15/7/2021 tarih ve 31542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4299 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile iki yıl uzatılmıştır.
Öte yandan, özelge talep formu ekinde yer alan …/5/2022 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin incelenmesinden, sözleşmenin alacaklı ……………. A.Ş. ile borçlu …………. ve İnş. San. Tic. A.Ş., müteselsil kefiller (……………..) ve ipotek borçluları (………………) arasında imzalandığı, sözleşmenin “7. Yapılandırma Şartları” başlıklı bölümünün (7.2) maddesinde, 31/3/2023 tarihine kadar tablo 2’de belirtilen taşınmazların haricen satılamaması halinde, borçlunun sözleşmenin 4 üncü maddesinde tespit ve kabul edilen borçların ödenmesi amacı ile tablo 2’de belirtilen ipotekli taşınmazların tamamını yahut satılamamış olanlarını ifa yerine edim olmak üzere sözleşmenin (7.3.) maddesinde belirlenecek tutarlar üzerinden borçlunun sözleşmenin 4 üncü maddesi ile tespit edilen borcunu karşılayacak kadar taşınmazı alacaklı kuruluşun alacağına mahsuben 31/3/2023 tarihine kadar her türlü tedbirden, rehinden, şerhten, beyandan, hacizlerden, kira, ön alım, alım, vefa, inşaat hakkı ve benzeri dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere taşınmaz mülkiyetini sınırlayan her türlü takyidattan ari olarak İpotek Borçluları tarafından taşınmazların mülkiyetinin alacaklı kuruluşa devredileceği, bahse konu devir işlemlerinin koşullarının belirlenmesi için sözleşmenin Türk Borçlar Kanununun 237 nci maddesi ile belirlenen şartlara uygun olarak noter huzurunda Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi/Sözleşmeleri akdedileceği, satış vaadinin en geç FYYS’nin akdedildiği tarihten itibaren 3 gün içinde akdedileceği, akdedilen satış vaadinin ayrıca tablo 2’de yazılı ipotekli taşınmazların bulunduğu tapulara şerh edileceği, Satış Vaadi Sözleşmesinin/sözleşmelerinin akdedilmesinin FYYS’nin ön şartı olduğu, borçlunun, müteselsil kefillerin ve ipotek borçlularının bahse konu Satış Vaadi işlemleri sırasında ödenecek/ödenmesi gerekecek her türlü vergi, resim, harç, gider, belediye gideri vb. tutarların tamamından sorumlu olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettikleri hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, ………… 48. Noterliğinde satıcı ………… ve alıcı ……….. A.Ş. arasında düzenlenen …./5/2022 tarih ve ………. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin “Sözleşmenin Konusu” başlıklı 2 nci maddesinde, “Satıcı tarafından, aşağıdaki Tablo 1’de belirtilen taşınmazın (bundan sonra taşınmaz olarak anılacaktır) …./5/2022 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (bundan sonra FYYS olarak anılacaktır) kapsamında …………… ve İnşaat San. Tic. A.Ş.’nin (bundan sonra Borçlu olarak anılacaktır) Banka’ya olan borçlarının tasfiyesi amacı ile rızaen Sözleşme’de belirtilen şart ve koşullara uygun olarak; Alıcıya’ya satış vaadini, satış vaadine ilişkin ödeme şartlarını, teslimini, mülkiyetin devrine ilişkin şart ve koşullar ile tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir.” ifadeleri yer almaktadır.
Bu itibarla, ……….. A.Ş. ile borçlu …………… ve İnş. San. Tic. A.Ş., müteselsil kefiller ve ipotek borçluları arasında …./5/2022 tarihinde imzalanan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi kapsamında yapıldığı anlaşılan …./5/2022 tarih ve …………. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin tapuya şerhi işleminin 5411 sayılı Kanunun geçici 32 nci maddesi kapsamında harçtan istisna tutulması gerekmektedir.
T.C.BATMAN VALİLİĞİDefterdarlık Defterdarlık Gelir Müdürlüğü
SÜRELİ
Sayı
:
B.07.4.DEF.0.72.10.00-5811 sayılı yasa-2
08/10/2010
İlgi yazınızla, ilimiz … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, yurt dışında getirilen varlıkların deftere kaydı ve altı ay içinde sermayeye ilavesinin ihtiyari olup olmadığı konusunda Defterdarlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.
5811 sayılı Kanunun 5917 sayılı Kanunla değişik 3 üncü maddesinin;
– birinci fıkrasında, “Gerçek veya tüzel kişilerce, 1/6/2009 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, 30/9/2009 tarihine kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle banka veya aracı kuruma bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir. Bu kıymetler, 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilebilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.
– beşinci fıkrasında, “Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlarve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar,bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 KDV oranı dikkate alınarak hesaplanır.”
hükümlerine yer verilmiştir.
Konu ile ilgili açıklamaların yapıldığı 5811 sayılı Kanuna ilişkin 1 seri no.lu Genel Tebliğin “3.5. Bildirilen veya beyan edilen varlıkların yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi” başlıklı bölümünde, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına beyan edilmesi durumunda ilgili şirketin; şahısları adına beyan edilmesi halinde bu şahısların kendilerinin, Kanunun sağladığı avantajlardan yararlanabileceği, bu nedenle şirket adına bildirim veya beyana konu edilen varlıkların anılanşirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesinin zorunlu olduğu, defter tutan mükelleflerce Kanun kapsamında beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıkların banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırılması ve daha sonra beyan edilmesi gerektiği, bu şekilde beyan edilenvarlıkların, Vergi Usul Kanununun kayıt zamanına ilişkin 219 uncu maddesihükmü çerçevesinde beyan tarihi esas alınarak yasal defterlere kaydedileceği belirtilmiştir.
Anılan Tebliğin “3.5.1. Yurt dışında sahip olunan varlıkların kayıtlara intikali” başlıklı bölümünde de, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümleri uyarınca yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacakları, söz konusu hesabın sermayenin cüz’ü addolunacağı ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacağı ifade edilmiştir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, 5811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen mahsup imkanından faydalanılabilmesi için yurt dışındaki varlıkların bildirim veya beyanı nedeniyle oluşan özel fon hesabının sermayeye ilave edilmesine ilişkin bir zorunluluk bulunmamakla birlikte tercih edilmesi halinde, özel fon hesabında yer alan tutarın herhangi bir süre şartı olmaksızın sermayeye eklenmesi imkan dahilindedir.
Öte yandan, şirket adına bildirim veya beyana konu edilen varlıkların Vergi Usul Kanununun kayıt zamanına ilişkin 219 uncu maddesi hükmü çerçevesinde beyan tarihi esas alınarak yasal defterlere kaydedilmesi gerektiği tabididr.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.